Osmanlı’da Ramazan

12.04.2021
223
Osmanlı’da Ramazan

Osmanlı Devletinde, Ramazan ayı her zaman önemli bir yer tutardı.
Peki Osmanlı’da Ramazan’a özel gelenekler nelerdi? 8 Maddede inceleyelim.

1- Narh Defteri: Ramazan yaklaşırken ekmek ve eşya fiyatlarının inip çıkmaması için devlet tarafından sabit fiyatlar belirleniyordu ve belgelerle kayıtlara geçiyordu. Bu kayıtların tümü Narh Defteri’nde toplanıyordu ve tüm bakkal ve esnaflara iletiliyordu.

2- Tembihnameler: Osmanlı Devleti, halkının bu mübarek ay içerisinde nasıl davranması gerektiğini belirten bir “Tembihname” yayınlardı. Müslümanların, 5 vakit namazlarını camide cemaatle beraber kılması ve Gayrimüslimlerin açık alanlarda yemek yememesi gibi konular yer alıyordu.

3- Davulcular ve Sarı Çiçek: Ramazan davulcuları, davullarına tokmaklarını vurmadan evvel pencereleri süzerdi. Eğer bir pencere kenarında “Sarı Çiçek” varsa orada davulunu çalmazdı. Sarı çiçeğin manası “Bu evde hasta var” demekti.

4- Zimem Defteri: Zenginler, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav vb. dükkanlarına girer, onlardan “Zimem” yani “Veresiye” defterlerini çıkarmalarını isterdi. Baştan, ortadan ve sondan rastgele sayfalar açarak “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” derlerdi.

5- Kahvehaneler: Ramazanın vazgeçilmez tutkularından olan kahvehaneler, teravihten sonra başlayıp bazen sahura kadar devam eden sohbet ve dinlenme yerleri idi. O dönemde entelektüel çevrenin toplandığı, kitaplar okunan, sohbetler yapılan mekanlardı.

6- Huzur Dersleri: Ramazan ayının 10 veya 8 gününü kapsardı. Bir alimin seçilen ayeti tefsir etmesiyle başlayan dersler soru-cevap şeklinde ilerlerdi. Bu derslerin yapılacağı yeri Padişah belirlerdi.

7- Ramazan Eğlenceleri: Gündüz saatlerinde birçok kişi evinde dinlenirken iftar sonrasında eğlenceler başlatılırdı. Sahur vaktine kadar karagöz, orta oyunu ve meddah gibi oyunlar oynatılırdı. Bunun dışında sahura doğru davulcuların sokaklara çıkmasıyla maniler okunurdu.

8- Diş Kirası: İftar saatinde kim kapıyı çalmışsa kesinlikle geri çevrilmezdi. Büyük konaklarda hem zenginler hem de ihtiyaç sahipleri için sofralar kurulurdu. Misafirler uğurlanırken “Bu akşam sizi yedirdik, içirdik dişinizi eskittik” denilerek avuçlarına para bırakılırdı.

Tarih ve Sanat

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: